Tekrarlayan Düşükler

Kadın ve erkek bedeni, yalnızca biyolojik değil; duygusal, zihinsel ve ruhsal bir uyumun en zarif anlatımıdır. Gerçek cinsel sağlık, bu bütünlüğe saygıyla başlar.

Yardıma İhtiyacınız Olduğunda Bizi Arayın!
+90 312 286 05 01

Prof. Dr. Murat Sönmezer

Gebelik, ideal koşullarda 40 hafta sürmesi beklenen fizyolojik bir süreçtir. Ancak bazı durumlarda bu süreç planlandığı gibi ilerlemez. Hamileliğin 20. haftasından önce ya da bebek rahim dışında yaşamını sürdürebilecek olgunluğa erişmeden gebeliğin sonlanması, tıpta “düşük” olarak tanımlanır. Düşük, kadın sağlığı ve doğurganlığı açısından hem fiziksel hem de duygusal yönleriyle dikkatle ele alınması gereken bir durumdur.

En sık rastlanan formu olan erken düşük, genellikle gebeliğin ilk 12 haftasında meydana gelir ve çoğu zaman embriyodaki kromozomal bozukluklara bağlı olarak gelişir. Embriyonun bölünmesi sırasında yaşanan genetik anomaliler, vücudun doğal savunma sistemi tarafından tespit edilerek gebeliğin sonlandırılmasına neden olabilir. Yaş ilerledikçe bu tip anomalilerin görülme sıklığı artar; bu nedenle hem anne hem baba adayının yaşı, düşük riskinin belirlenmesinde önemli bir rol oynar.

Düşük yalnızca genetik nedenlerle sınırlı değildir. Rahim iç yapısında bulunan doğuştan ya da sonradan gelişen bozukluklar, bağışıklık sistemine ait bazı düzensizlikler, pıhtılaşma problemleri, şeker ve tiroid hastalıkları da bu süreci tetikleyebilir. Annenin fazla kilolu ya da çok zayıf olması, sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme gibi yaşam tarzı faktörleri de riski artırır.

Klinik olarak düşük, farklı şekillerde kendini gösterebilir. En belirgin belirtisi vajinal kanamadır. Bu kanama bazen lekelenme tarzında başlayabilir ve zamanla artabilir. Karın bölgesinde kramplar, kasık ve bel ağrısı, halsizlik, baş dönmesi ya da bulantı gibi semptomlar tabloya eşlik edebilir. Ancak gebeliğin ilk üç ayında görülen her kanama düşük anlamına gelmez. Bu nedenle tanı konulmadan önce mutlaka ultrason ve hormon düzeyleri ile birlikte detaylı bir değerlendirme yapılmalıdır.

Düşüğün tanısı konulduğunda, tedavi planı anne adayının klinik durumuna göre belirlenir. Düşük tamamlanmışsa ve rahim içerisinde artık gebelik materyali kalmamışsa, çoğu zaman ek bir müdahaleye gerek kalmaz. Ancak içeride parça kalması durumunda, kürtaj ile rahmin temizlenmesi gerekir. Bu uygulama, enfeksiyon riskini önlemek ve kanamanın durmasını sağlamak açısından kritik öneme sahiptir.

Düşük tehdidi olduğu, ancak gebeliğin devam ettiği durumlarda ise destekleyici tedaviye başvurulur. Progesteron takviyesi ile yapılan bu tedavi, ilaç veya enjeksiyon yoluyla uygulanabilir. Bu süreçte annenin genel durumu düzenli olarak izlenmeli, kan değerleri ve gebeliğin gidişatı yakından takip edilmelidir.

Düşük yaşayan kadınlar için fiziksel iyileşmenin yanı sıra psikolojik destek de önemli bir ihtiyaçtır. Bu süreci sağlıklı şekilde atlatabilmek, ilerleyen dönemlerde sağlıklı bir gebelik şansını da artıracaktır.

Ankara’da düşük tedavisi ve gebelik takibi konusunda bilgi almak, kişisel sağlık öykünüze uygun değerlendirme yaptırmak için kliniğimizle iletişime geçebilir; değerlendirme ve randevu için Prof. Dr. Murat Sönmezer’den destek alabilirsiniz.

Sağlık sorunlarınız mı var? Bizimle iletişime geçin!

Adres
Neorama İş Merkezi, Beştepe Mah. Yaşam Cad, Söğütözü, Adalet Sok. No:13 B No:7, Yenimahalle/Ankara
Bize Ulaşın
E-Posta: info@muratsonmezer.com
Telefon +90 312 286 05 01
Çalışma Saatlerimiz
Pzt- Cuma: 09.00 - 18.00
Ctesi: 10.00 - 15.30