Kadın ve erkek bedeni, yalnızca biyolojik değil; duygusal, zihinsel ve ruhsal bir uyumun en zarif anlatımıdır. Gerçek cinsel sağlık, bu bütünlüğe saygıyla başlar.
Yardıma İhtiyacınız Olduğunda Bizi Arayın!
Prof. Dr. Murat Sönmezer
Polikistik over sendromu (PKOS), kadınlarda üreme çağında en sık rastlanan hormonal bozukluklardan biridir. Yumurtalıklarda birden fazla küçük kistik yapıların oluşmasıyla karakterize olan bu sendrom, vücuttaki hormonal dengede bozulmalara yol açar ve çoğu zaman adet düzensizliği, tüylenme artışı, sivilcelenme ve kilo alımı gibi belirtilerle kendini gösterir. Androjen adı verilen erkeklik hormonlarının normalden fazla salgılanması, bu belirtilerin temel nedenidir. Yumurtlama sürecinin kesintiye uğraması ise, hem kısırlığa yol açabilir hem de ilerleyen dönemde diyabet, hipertansiyon, karaciğer yağlanması gibi metabolik hastalıklar açısından riski artırabilir. Bu nedenle, polikistik over sendromu yalnızca jinekolojik bir sorun olarak değil, sistemik etkileri de olan bir tablo olarak ele alınmalıdır.
Genellikle ergenlik dönemiyle birlikte ortaya çıkan PKOS, adet döngüsünün uzaması veya tamamen kesilmesiyle kendini gösterebilir. Yumurtalıklar, her ay düzenli olarak yumurta üretmekle sorumludur. Ancak PKOS’lu kadınlarda bu döngü bozulur; yumurta taşıyan foliküller gelişimini tamamlayamaz ve çatlamadan kalır. Bunun sonucunda, yumurtalık içinde küçük kist benzeri yapılar birikir. Bu durum, hem hormon üretiminde dengesizlik yaratır hem de yumurtlama işlevini sekteye uğratır. Hormonal dengenin bozulması yalnızca adet düzenini değil, aynı zamanda cilt ve vücut üzerindeki birçok sistemi etkiler. Tüylenme artışı, ciltte yağlanma, sivilce oluşumu, saç dökülmesi ve hatta duygudurum değişiklikleri bu bozulmanın doğal sonuçlarıdır.
PKOS’un gelişiminde hem genetik hem çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Özellikle ailesinde benzer tanı alan bireylerin olması, kişide riskin artmasına neden olur. Fazla kilo, insülin direnci ve obezite gibi faktörler de tabloyu ağırlaştırabilir. Yüksek insülin seviyesi, yumurtalıklarda androjen üretimini tetikler ve bu da hormonal dengesizliği daha da artırır. Bu döngü bir kez başladığında, hem yumurtlama düzeni bozulur hem de kadının doğurganlığı olumsuz yönde etkilenir.
Tanı süreci genellikle klinik belirtilerin değerlendirilmesiyle başlar. Adet düzensizliği yaşayan, tüylenmesi artmış ve kilo problemi olan kadınlarda PKOS şüphesi ile yapılan hormon testleri ve ultrasonografi tanının konulmasında yol gösterici olur. Yumurtalıklarda birden fazla küçük folikülün görülmesi tanıyı destekler. Aynı zamanda insülin direncine yönelik kan şekeri testleri ve tiroid fonksiyon testleri de değerlendirme sürecine dâhil edilir.
Tedavi planı, hastanın şikâyetlerine ve gebelik beklentisine göre belirlenir. Eğer doğurganlık planı yoksa, genellikle hormonal dengenin yeniden sağlanabilmesi amacıyla doğum kontrol hapları kullanılır. Bu tedavi, yumurtlamayı baskılayarak hem hormonal düzeyi dengeler hem de adet döngüsünü düzenler. Eğer hasta gebe kalmak istiyorsa, yumurtlamayı destekleyici tedavilere yönelmek gerekir. Bu amaçla bazı ilaçlar kullanılarak yumurtalıklarda düzenli yumurta gelişimi teşvik edilir. İlaç tedavisinden yeterli yanıt alınamayan bazı özel vakalarda, laparoskopik yöntemle cerrahi müdahaleye de başvurulabilir.
Tedavide asıl hedef, yalnızca hormonal düzensizliği gidermek değil, uzun vadeli sağlık risklerini de azaltmaktır. Çünkü PKOS’lu kadınlarda insülin direnci, tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları ve endometrium kanseri gibi sorunlara yatkınlık artmaktadır. Bu nedenle tedavi sürecinde yalnızca ilaçlar değil, aynı zamanda yaşam tarzı değişiklikleri de önemli rol oynar. Dengeli beslenme, kilo kontrolü ve düzenli egzersiz, tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Polikistik over sendromu, bireyselleştirilmiş bir yaklaşımla ele alınması gereken, uzun dönem takibi gerektiren bir sağlık sorunudur. Ankara’da polikistik over sendromu tanı ve tedavisi için kliniğimizle iletişime geçebilir, sizin için en uygun tedavi planını belirleyebilmek adına Prof. Dr. Murat Sönmezer’den randevu alabilirsiniz.
Tıbbi literatürde “in vitro fertilizasyon” (IVF) olarak tanımlanan bu yöntem, ilk kez 1978 yılında uygulanmış ve o tarihten bu yana bilimsel gelişmelerle sürekli olarak daha etkin ve güvenli bir hale getirilmiştir. Türkiye’de ise 1989 yılında ilk başarılı uygulama yapılmış, günümüzde ise modern donanımlı merkezlerde yüksek başarı oranlarıyla yaygın olarak uygulanmaktadır.
Tedavi sürecine, yumurtalıkların ilaçlarla uyarılmasıyla başlanır. Bu uyarımın ardından, belirli büyüklüğe ulaşan yumurtalar ultrason eşliğinde toplanır. Aynı gün erkekten alınan sperm örneği, laboratuvar koşullarında özel işlemlerden geçirilerek döllenmeye en uygun hale getirilir. Mikroenjeksiyon adı verilen teknikle, tek bir sperm hücresi mikroskop altında doğrudan yumurtanın içine enjekte edilir. Bu işlem sonucunda gelişmeye başlayan embriyo, birkaç günlük laboratuvar gözlemi sonrası rahme transfer edilir. Embriyo transferi, kısa süreli, ağrısız ve basit bir uygulamadır. Transferin ardından hastanın kısa bir süre dinlenmesi önerilir; sonrasında ise hasta günlük yaşamına dönebilir. Gebeliğin başlayabilmesi için embriyonun rahme tutunması beklenir ve bu süreç düzenli kontrollerle izlenir.
Tüp bebek tedavisi, bir yıl boyunca korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edilememesi durumunda gündeme gelmektedir. Kadında yumurtlama bozuklukları, tüplerin kapalı olması, yumurtalık rezervinin azalması; erkekte ise sperm sayısı, hareketliliği ya da morfolojisi ile ilgili sorunlar tedavinin nedenleri arasında yer alabilir. Ayrıca bazı çiftler için genetik hastalıkların önlenmesi ya da onkolojik tedavi öncesi doğurganlığın korunması amacıyla da tüp bebek tedavisi uygulanabilmektedir.
Her hastanın durumu farklıdır ve başarı, doğru tanı ve bireyselleştirilmiş bir tedavi planı ile mümkündür. Ankara’da tüp bebek tedavisi ile ilgili detaylı bilgi almak, değerlendirme sürecine başlamak ve kişiye özel tedavi seçeneklerini öğrenmek isterseniz, kliniğimizle iletişime geçebilir, randevu oluşturabilirsiniz.
Sağlık sorunlarınız mı var? Bizimle iletişime geçin!
Adres
Bize Ulaşın
Telefon +90 312 286 05 01
Çalışma Saatlerimiz
Ctesi: 10.00 - 15.30